Yazı Detayı
25 Nisan 2020 - Cumartesi 22:24 Bu yazı 446 kez okundu
 
LİNÇ KÜLTÜRÜ ÜZERİNE
Salih Emre TOMAKİN
salihemretomakin@gmail.com
 
 

LİNÇ KÜLTÜRÜ ÜZERİNE

 

Hatırlarsanız 10 Nisan gecesi sokağa çıkma yasağının açıklanması gece 12’ye sadece iki saat kala duyurulmuştu. Tabii ki ortaya çıkan görüntüler hepimizi vahamete sürüklemişti. Halkın bir anda marketlerin veya benzin istasyonlarının önünde uzun kuyruklar ve kalabalıklar oluşturması koronavirüsle mücadelede önemli bir sorun oluşturdu ki vaka sayılarının o dönemden sonra hızla artması buna bir kanıt oluşturmuş durumda. 

Şuanda Türkiye bilindiği üzere dünya da en çok vaka görülen 7. ülke konumunda. Tabii ki bu durumun ortaya çıkmasında birçok etken gösterilebilir ancak o güne ait bir fotoğraf sosyal medyada herkesin malumu oldu. Markete girip Luppo alan ve sırada bekleyen bir adam. Son yıllarda şuanda yaşadığımız süreçten bağımsız olarak öyle linç girişimlerine maruz kaldık ki. Ne yazık ki bu bizim genetiğimizde olan bir şey. Sosyal medyadan bağımsız olarak tarihimiz linç kültürünün etkileriyle dolu. Ancak sosyal medyada yaşanılan linci ayrıca ele almak gerekiyor. “ Luppo yemesen ölür müsün be kardeşim? “ diyenlerden tut  “Luppo ne ya! “ diyenlere kadar,  “ Lupponun viral reklamı yapıldı   “ diyenlerden luppo alan adamı ağır bir şekilde suçlayanlara kadar yayılan bir süreç. Tabi bir de yaşanan bu linç üzerine prim yapanları da eklemek gerekir.  “Luppo alan adamla dalga geçtiniz ama olayın özü aslında şu “ diyip yayılan ekran görüntüleri vardı ki adamın işten çıkarıldığını ve komşusundan borç alıp eline geçtiyse onu aldığını yazıyordu. Bir de bundan öte Luppo’nun sahibi şirketin adama ulaştığını ama adamın aslında işsiz değil işveren olduğunu söyleyen haberler... Hangisi doğru hangisi yanlış inanın hiç önemli değil. Burada tepeden tırnağa bir yanlışlar silsilesi var. Birincisi eğer gerçekten toplu bir şekilde linç edilmesi gerekiyorsa birinin ya da birilerinin bu fotoğrafı ya da o güne ait fotoğrafları çekenleri linç etmiyor oluşumuz bana gerçekten garip geliyor. Fotoğrafı çeken kişi de o gün o markette. Ya da balkonlardan fotoğraf ya da video çekenleri ayırırsak, Dışarda olup  “ bakın işte manzara bu “diye fotoğraf veya video çeken insanlara “ iyi de senin ne işin var orada? “ diyen birini görmedim.  İkincisi herhangi birinin o kişiden habersiz fotoğrafının çekilip sosyal medyaya servis edilmesi tek kelimeyle ne olursa olsun ahlaksızlık. Tanımadığımız insanlarla dalga geçmek, aşağılamak veya küçümsemek ne yazık ki cehaletimizin ve kültürümüze ait kültürsüzlüğümüzün bir parçası.

 

Linç kültürü ve prim kasmak diye tabir edilen iki tanımın arasında bağlantı var. Çünkü eğer viral olan bir olayla dalga geçersek, aşağılarsak takipçi sayımız artar, takipçi sayımız artarsa daha çok popüler oluruz, daha çok popüler olursak bu hesabın altına reklam ve işbirliği için dm yazısı yazabiliriz ya da en azından henüz yeterince tatmin olmayan egolarımızı tatmin etme şansına sahip olabiliriz. Ve bir de tabiki linç kültürünü fırsata çevirmeye çalışan hesaplar var. Kesinlikle linç yiyeceğini bile bile tweet atan ve linç yiyen sonra bu yediği linç üzerinden prim elde eden insanlar, insanlarımız... Gerçekten sosyal medyanın yaratıcılığımızı artırdığını , hayal gücümüzü çalıştırmak konusunda çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Ya da buna hayal gücümüz yerine biliç altımız hatta Alter Egomuz diyebiliriz.

 

Aslında bütün bu yaşanılanlar toplumuzun empati kelimesinden ne kadar uzak olduğunu gözler önüne seriyor. Trafikte sarı yandığı an çalınan kornalardan tutun da engelli kaldırımına park eden bir toplumun sosyal medyada yaptığı linçte bu kadar ucuz oluyor. Tabii ki toplumun her kesimini burada kast etmiyorum. Yoksa aceleci genelleme hatasına düşmüş olurum. Ancak linç etmenin ne yazık ki vücudumuza yerleşen bir virüs olduğu da gerçek. Üstelik bu virüs ne yazık ki insandan insana çok kolay bulaşıyor. Sınırlarımızın bu kadar genişlemiş olması ve yargısız infaza bu kadar alışmış olmamız maalesef ki üzücü. Mesele aslında hep aynı noktaya bağlanıyor. Çünkü balık baştan kokuyor. Eğer yönetimin elinde para verilerek linç etmeye hazır tutulan ve bunu ısrarla yapan bir troll ordusu olursa bunları yaşamamız da çok şaşırtıcı gelmemeli. Bu tarz önemli konularda yapılan mizah yapmak olayın önemini bizden uzaklaştırıyor. Çünkü asıl konudan uzaklaşıp mizaha konsantre oluyoruz ve çözümle alakalı herhangi bir fikrimiz olmuyor. O gün İçişleri Bakanı 2 saat önceden  açıklamasakta aynı şey olurdu diye bir açıklama yaptı ancak bir hafta sonra pazartesiden itibaren sokağa çıkma yasağının uygulanacağı açıklandı ve herhangi bir sorun yaşanmadı. Demek ki sokağa çıkan halka kızmak yerine eleştirilecek adres bellidir. O gün yaşanılan görüntülere ve bir anda panik yapan halka elbette ben de kızdım. Ancak ortada bir hata varsa bu hatanın yüzde 80’i bu kararı alelacele uygulayan hükümete yazar ki kendileri de daha sonra bu durumu kabul ettiler.

 

Eğitim şart diye bir söz var evet bu doğrudur.  Ancak karar vericiler bir kararı sert ve kararlı bir şekilde uygularsa sorun çözülüyor. Çünkü toplumu, hangi toplum olursa olsun tümüyle eğitmek mümkün değildir. Tıpkı sigara yasağı gibi. 90’lı yıllarda hatırlarsanız otobüslerde, toplu taşıma araçlarında ve uçaklarda sigara içiliyordu. Ancak devlet sert önlemler alınca bu sorun çözüldü. 90’lardan 2000’lere emin olun ki daha da eğitimli insanlar olmadık. Ancak kuralların sert ve kararlı bir şekilde uygulanması ancak insanları durdurabiliyor. Her şey okulda veya ailede değil toplumun içinde öğreniliyor. Kimileri kurallara kendi isteğiyle ve mantıklı bir şekilde uyar ancak kimileri kurallardan korktuğu için buna uymak zorunda kalır. Bu gün Almanya'da ya da Avrupa ülkelerinde yaşayan türklerin Türkiye'de yaşayan türklerden daha eğitimli olduklarını hiç sanmıyorum. Ancak kurallara uymak konusunda Avrupa’da bir sorun yaşadıklarını da düşünmüyorum. Çünkü devlet kuralları uygularken sert, kararlı ve yüksek cezalar var. Dolayısıyla burada halkı suçlamak yerine devletin yasaları veya kararları uygulama biçimi eleştirilmesi gerek. Linç kültürüne sahip insanlar ne yazık ki bitmedi hatta çoğalacak diyebilirim.

Andy Warhol’un da dediği gibi, sanırım hepimiz birer birer bir gün 5 dakikalığına ünlü oluyor.

 
 
 
Etiketler: linç, alter, ego, andy, warhol, luppo, yaşam, kültür, covid-19, almanya, korona
Yorumlar
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Sayfalar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Başakşehir FK
69
0
5
9
20
34
2
Trabzonspor
65
0
5
11
18
34
3
Beşiktaş
62
0
10
5
19
34
4
Sivasspor
60
0
8
9
17
34
5
Alanyaspor
57
0
9
9
16
34
6
Galatasaray
56
0
8
11
15
34
7
Fenerbahçe
53
0
11
8
15
34
8
Gaziantep FK
46
0
10
13
11
34
9
Antalyaspor
45
0
11
12
11
34
10
Kasımpaşa
43
0
15
7
12
34
11
Göztepe
42
0
14
9
11
34
12
Gençlerbirliği
36
0
16
9
9
34
13
Konyaspor
36
0
14
12
8
34
14
Denizlispor
35
0
17
8
9
34
15
Çaykur Rizespor
35
0
19
5
10
34
16
Yeni Malatyaspor
32
0
18
8
8
34
17
Kayserispor
32
0
18
8
8
34
18
MKE Ankaragücü
32
0
16
11
7
34
Arşiv
Haber Yazılımı