Yazı Detayı
27 Nisan 2020 - Pazartesi 00:50 Bu yazı 285 kez okundu
 
ÖZBENLİĞİNDE FARKLI OLMAK İSTEMEYEN AMA FARKLI OLAN RUHLAR - 5
Şakir Yavuz
sakiryavuz81@gmail.com
 
 

       Tarih 1936. Yer Acıpayam-Denizli. Acıpayam`da görevli bir grup öğretmen hoşça vakit geçirmek için piknik programı yaptılar. Tüm hazırlıklar yapıldı ve yöredeki bir köyde bulunan mesire alanına varıldı. Beraberinde getirilen börekler ve çaylar eşliğinde neşeli , şakalı hoş sohbet iyiden iyiye ilerliyordu. Bir ara öğretmenlerden birinin dikkatini sürüsünü otlatmakta olan bir çoban çekti. Çobana seslenerek yanına çağırdı. Çoban, daha ergen olmamış zayıf ve bakımsız bir gençti ve aşırı derecede çekincendi. Yaşını sordular, zorla 12 diyebildi. Öğretmenler, kimin kimsen var mı ? diye sordular, o da, “anam ben 3 yaşımda iken öldü, babamda geçen sene öldü “ Bu masum cevaplar öğretmenlerin içini burkmuştu. Genç çobana hemen çay ve börek uzattılar. Öğretmenlerden biri, o gün ki Cumhuriyet gazetesini uzattı ve okumasını istedi. Genç çocuk “ okumam yok “ dedi. Neden okumadın diye soruldu ve genç çoban, dilinin döndüğünce kısa hayat hikayesini bir bir anlattı. Sorular soruldukça genç çocuk açılmaya ve verilen ikramları rahat yemeğe başladı. Ama çocukta bir tuhaflık vardı ve sorulan sorulara zekice cevaplar veriyordu.

 

 

       Adı Hüseyin Yılmaz`dı. 1926 yılında Denizli-Acıpayam`a bağlı bir köyde yoksul bir ailede doğdu. İlk okulu, köyünde sadece 3 sınıftan ibaret bir okulda okudu. 4 ve 5. Sınıfı okumak için İlçedeki Acıpayam`a gitti. Hüseyin cılız ve çelimsiz bir çocuktu. Yoksulluk ve cahilliğin hüküm sürdüğü yıllarda, okumasına karşı olan babası bu duruma engel olarak köye tekrar geri getirdi. Babasının da ölümünden sonra, ablasının ve eniştesinin yanında yaşamaya başladı. İçindeki durdurulamaz bir okuma aşkı vardı ve iki defa evden Acıpayam`a kaçtı. Ama her seferinde zorla ablasının yanına geri getirildi. Kendisine dayatmalardan yılmayan Hüseyin, en sonunda amcasının yanına kaçtı ve onun koyunlarına bakan bir çoban oldu. Ama çobanlık yaparken bir yandan tekrar okuyacağı günlerin hayalini kurmaya devam ediyordu.

 

 

         Piknik dönüş yolunda öğretmenler, hemen aralarında plan yaparak bu çocuğa yardım etmeye karar verdiler. Denizli`de yatılı bir okul ayarlandı ve Hüseyin hayatında ilk kez vilayete gitmek için köyden ayrılacaktı. Veda zamanı sadece halasıyla vedalaştı. Halası, yeğenine bir kuşak bağladı ve yolluk yemeği hazırladı. Halasının parası olmadığı için, giderken pazarda satıp harçlık etmesi için bir keçi yavrusu verdi. Hüseyin, bu keçi yavrusunu pazarda 2,5 liraya sattı ve kıt kanaat yetecek yolluk harçlığını hazırladı. Artık Denizli yolculuğu için hazırdı.

 

 

         Yardımsever öğretmenlerden biri, Hüseyin`i yanına alarak, o dönemlerde Acıpayam`a un almaya gelen bir kamyona binerek Denizli`ye hareket ettiler. Yolda giderken, kamyon sahibinin dikkatini bu cılız genç çekti ve durumunu, hayat hikayesini, beraberindeki öğretmeninden ayrıntılı bir şekilde dinledi. Kamyon sahibi, Denizli`nin zenginlerinden olan ve un fabrikası sahibi Ali Rıza Kaşıkçı idi. Ali Rıza bey,  bu gencin hikayesinden çok etkilendi. Hüseyin`e içi ısınmıştı ve kendisinin de çocuğu olmadığı için, Hüseyin`e hemen cazip bir teklifte bulundu ve “ bırak okumayı, seni evlatlık yapayım ve fabrikamda ileride katiplik yapman için şimdiden iş vereyim“ dedi. Bu cazip teklifi karşısında Hüseyin, “ hayır, eğer okuyamazsam katip olurum “ diye cevap verdi. Verilen cevap Ali Rıza bey`in daha çok hoşuna gitmişti ve Hüseyin`in eğitimini üstlenmeyi taahhüt etti. Talih bu defa Hüseyin`den yanaydı ve dağlarda çobanlık yaparken kurduğu hayaller yavaş yavaş gerçekleşiyordu.

 

 

         Lisede yıllarına geldiğinde, matematiğe yoğun ilgi duyuyor ve bununla ilgili okul yarışmalarına katılıyordu. Yarışmalardan birinde kendisine bir kitap hediye edilmişti. Hüseyin, hediye edilen kitabı bir gecede bitirmiş ve ertesi gün Fen bilgisi hocasına gelerek, kitapta bir eksiklik olduğunu söylüyordu. Eksik bulduğu konu Einstein`nın Genel İzafiyet Teorisi idi. Teorinin önemli bir parçası Hüseyin`e verilen kitapta yoktu. Fen bilgisi hocası durumu hemen İTÜ bölümündeki ilgili hocalara mektupla bildirmişti. İTÜ`den hemen cevap geliyor ve “ Hüseyin liseden sonra İTÜ`ye gelsin, eğitim masraflarını düşünmesin “ deniyordu.

 

 

        İTÜ`de eğitime başladığı yıllarda, hemen karmaşık bilimsel çalışmaların içine hızlıca girmişti. Fakat bölüm hocaları onun bu çalışmalarından bir şeyler anlamıyordu. Hocaları bu anlaşılmaz çalışmaları ABD – Boston`daki Massachusetts Teknoloji Enstitüsü`ndeki ünlü Prof Morse  bildirdiler. Prof Morse, bu çalışmalar görünce şok oluyordu. Çünkü 5 yıl önce bir grup bilim adamı aynı çalışmaları bu Enstitü`de yapmıştı. Türkiye`den birinin tek başına bu çalışmaları yapması olağan dışıydı. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü hemen davet mektubu yazarak, Hüseyin`i ABD`ye davet ediyordu.

 

 

       İTÜ`de eğitime devam ederken bir yandan araştırmalarına devam ediyor ve fizikte Maxwell Teorisi`nde ikilik olduğunu tespit ediyor ve bitirme tezini bunun üzerine yapıyordu. Çalışması Fransa`daki Sorbonne Üniversitesine gönderildi. Üniversite hemen cevap yazarak Hüseyin`i Fransa`ya davet ediyor, ama Hüseyin, tercihini ABD`den yana kullanıyordu.

 

 

        Hüseyin Yılmaz 1952 yılında, İTÜ`den Yüksek Elektrik Mühendisi olarak mezun oluyor ve daveti değerlendirerek ABD`ye gidiyordu. Hüseyin, Enstitü`deki Prof Morse’un karşısına geçti. Prof Morse, Hüseyin’in tez hocası olacaktı ama Hüseyin’in İngilizcesi de iyi değildi. Hocasına “Write on the blackboard” dedi. Prof. Morse da Hüseyin’in tez konusu olacak konuyu tahtaya yazdı ve Hüseyin`de bunu defterine geçirip üniversiteden ayrıldı.

 

 

        Enstitü`de bir tez genelde  5 ila 9 yılda bitirilip kuruma teslim ediliyordu. Fakat Hüseyin hazırladığı tezini 3 ayda bitirip teslim etmişti. Kurul başkanı,  bu sıradışı durum karşısında Hüseyin`e “ sen iki yıl buralarda takıl, ondan sonra doktora tezini kabul ederiz “ diye bildirildi. Bu süre zarfında Hüseyin, dil sorununu da çözüyordu.

 

       2 yılın sonunda doktorası onaylan Hüseyin, kitabında eksiğini bulduğu, o sıralar Princeton üniversitesinde görev yapmakta olan Albert Einstein ile çalışma fırsatı buldu.

 

 

       Birkaç yıl sonra Boston`na tekrar geri döndü ve bilimsel icatları destekleyen bir firmada işe başladı. Çalıştığı proje, sesli komut sistemi ile bilgisayarlara yön veren komut sistemi idi. Sesli komut sistemi ile bilgisayar kumanda etme yazılımı 1960`lı yılların başında ilk defa Hüseyin Yılmaz tarafından yazıldı. Bugünün akıllı telefonlarında bulunan SİRİ`nin ilk mucidi yine kendisidir.

 

 

       Daha sonra NASA ile yürütülen bir projede görev aldı. Astronotların uzay gemilerini konuşma ile yönetmesi için gerekli cihazı tasarladı ve geliştirdi. Bu cihaz aynı zamanda duyma engelli çocukların duyma yetilerini gelişmesi içinde kullanıldı.

 

 

      Fizikle ilgili çalışmalarına bir yandan devam ediyordu. Adeta Albert Einstein`a kafa tutuyordu. Einstein`ın Fonksiyon Teorisinde bazı eksiklikler buldu. Bu eksiklikleri mektupla kendisine bildirdi ama mektup Einstein`a ulaşmadan Einstein hayatını kaybetmişti. Bu defa kendi tezini o zamanın ünlü bilim dergisinde yayınladı ve bilim dünyasını ciddi anlamda ikiye böldü. Einstein`ın İzafiyet Teorisine karşılık, Hüseyin Yılmaz`ın Kütle çekim teorisi bilim literatürüne giriyordu. Bu teori hala üniversitelerde analiz edilmekte ve hala çürütülemedi.

 

 

       1969 yılında, “ Algı Teknolojileri “ adı altında kendi şirketini kurdu. Nasa ile ortak projeler yürüttü. ABD`nin pek çok  kurumu için sesli komut sistemleri geliştirdi. Meslek hayatı boyunca bir çok yeni fikirlere imza attı ve bir çok ülkede konferanslar verdi.

 

27 Ocak 2013 yılında ABD`de hayata gözlerini yumdu.

 

 

Esen Kalın..

 

 

 
 
 
Etiketler: denizli, acıpayam, abd, boston, İTÜ, maxwell, Siri, einstein, fen, fransa, el
Yorumlar
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Sayfalar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Beşiktaş
60
0
5
3
19
27
2
Galatasaray
58
0
6
4
18
28
3
Fenerbahçe
55
0
6
4
17
27
4
Trabzonspor
51
0
6
6
15
27
5
Hatayspor
46
0
8
7
13
28
6
Gaziantep FK
43
0
7
10
11
28
7
Alanyaspor
43
0
8
7
12
27
8
Fatih Karagümrük
41
0
9
8
11
28
9
Göztepe
36
0
9
9
9
27
10
Antalyaspor
35
0
6
14
7
27
11
Sivasspor
34
0
7
13
7
27
12
Konyaspor
32
0
10
8
8
26
13
Yeni Malatyaspor
31
0
11
10
7
28
14
Kayserispor
31
0
12
7
8
27
15
Kasımpaşa
29
0
14
5
8
27
16
Başakşehir FK
29
0
13
8
7
28
17
Çaykur Rizespor
28
0
11
10
6
27
18
MKE Ankaragücü
26
0
15
5
7
27
19
BB Erzurumspor
26
0
13
8
6
27
20
Denizlispor
24
0
15
6
6
27
21
Gençlerbirliği
21
0
16
6
5
27
Arşiv
Haber Yazılımı