Yazı Detayı
26 Mayıs 2020 - Salı 15:26 Bu yazı 225 kez okundu
 
ÖZBENLİĞİNDE FARKLI OLMAK İSTEMEYEN AMA FARKLI OLAN RUHLAR - 8
Şakir Yavuz
sakiryavuz81@gmail.com
 
 

Tarih 1938`li yıllar. Salih bey, günden güne telaşlanıyor ama ailesine, dostlarına ve etrafına durumunu belli etmemek için elinden geleni yapıyordu. Kafasının içinde gizli gizli planlar yapıyor ve kendi ölüm anının başarısız olmaması için her ayrıntıyı ince ince düşünüyordu. Çünkü ölüm onun tek kurtuluşu ve tek huzura kavuşacağı bir seçenek olacaktı. Ama ya başarmazsam ? ya bir şeyler ters giderse ? bu korkutucu sorular sürekli beyninde dönüp duruyordu. Salih bey, askerlik zamanlarında başından vurulan askerlerin durumuna şahit olmuştu. Çünkü beynin tam ölümcül yerine isabet etmeyen mermi, ya felçli bırakıyor ya da kör bırakıyordu. Ama Salih bey, doktorlara dolaylı yoldan ve çaktırmadan sorduğunda, en hızlı ölümün kalbe direk ateş edilmesinin kesin ölüm olacağını öğrenmişti. Artık kendi sonunu hazırlama yönteminde asla şansa bırakmadan direk kalbine sıkarak yaşamına son verecekti, kararlıydı. Zamanın iyiden iyiye yaklaştığını hissediyordu. Önlemini baştan almalıydı. Bu sebeple parmağına tentürdiyotla kalbinin tam üstüne iz yaparak, doğru nişan alma hususunda denemeler yapıyordu. Bu işi şansa asla bırakmamalıydı. Tendürdiyotla kalbine işaret koyma provasını her gün gizli gizli tekrarlıyordu. Bu kararda daha rahat edebilmesi için ailesini Avrupa`ya bile göndermiş ve sadece 17 yaşındaki oğlu Muzaffer`i yanında tutmuştu. Ve nihayet kendi sonunu belirleyeceği an geldi. Canından çok sevdiği insan ruhunu teslim etmişti. Önce eşi Pakize`ye bir veda mektubu yazdı. Daha sonra defterine şu dokunaklı sözleri yazdı. “ Kalbim, iki değirmen taşı arasına düşmüş bir buğday tanesi olsa ancak bu kadar ezilirdi.“ Odasına çekildi ve daha önceden defalarca, kalbinin tam üstünün tendürdiyotla işaret koyduğu yere silahını doğrulttu ve tetiğe bastı.

 

Adı Salih. Doğumu Selanik – 1881. Mustafa Kemal`in hem mahalleden, hem de okuldan arkadaşıydı. “Bozok” soy ismini daha sonra bizzat Atatürk vermişti. 1903`te Atatürk ile beraber Harp okulunu beraber bitirmişlerdi. Sadece burada Atatürk`le yolları ayrılmıştı. Kendisi Jandarma sınıfına seçildi. Atatürk ise Harp akademisine devam ederek kurmay oldu. Salih`in ilk görev yeri Bulgaristan sınırında bir köyde karakoldu. Daha sonra Teğmen rütbesiyle İskeçe`de başka birliğe tayin oldu. Görevine devam ederken İttihat ve Terakki cemiyetine katıldı, 2. Meşrutiyetin ilanından sonra Selanik`e öğretmen subay olarak atandı. Mustafa Kemal`de bu civarda farklı görevde olduğundan, bu durum çocukluk arkadaşlarının tekrar buluşmasına ve bir daha ayrılmamasını sağlamıştı.

 

Mustafa  Kemal, daha en başlarda, Salih`i en yakınında tutup, yaveri yapma fikrini zaten kafasına koymuştu. Atatürk, yıldırım orduları komutanı olunca, Salih beyi acilen çağırmış ve ardından yaveri yapmıştı. Bundan sonra Salih bey, Atatürk`ün ölümüne kadar, hem dostu, hem sırdaşı, hem de herkesten yakın yegane isim olmuştu. Salih bey, Atatürk`e olan sadakati, onu ölümünde bile Ata`yı yalnız bırakmayacak kadar sağlam duracak,  Ata`nın aynı zamanda en mahremini bilen  tek kara kutusu olacaktı.

 

Atatürk, ileriki dönemlerde, ordu komutanlığından istifa edince, Salih `e emekli olmasını tavsiye etti. Salih bu kararı hemen kabul etti. Ama emekli maaşı yetmemeye başlayınca, farklı küçük ticari işlere başladı. Atatürk, temsil heyeti ile tekrar Ankara`ya gelince, Salih`i tekrar yanına aldı. 23 Nisan 1920`de Meclisin açılmasının ardından, tekrar yaveri seçti.

 

Milli mücadele başlarında ortaya çıkan ve sonradan Milletvekili seçileceği Yozgat`ki, o yıllarda ortaya çıkan büyük isyanın bastırılmasında büyük rol oynadı. Milli mücadelenin her alanında Atatürk`ün hep yanında oldu ve hiç ayrılmadı.  İlk meclise girişi 23 Temmuz 1923`te, o zamanda adı “ Bozok “ olan Yozgat`tan seçilmişti. 1927- 1931 seçimlerinde yine Bozok Milletvekili oldu. 1935-1939 seçimlerinde bu defa Bilecik`ten milletvekili olmuştu. Fransızca bilen vekiller arasındaydı. 1934`te soyadı kanunu ile beraber, ilk vekil olduğu yerden, “Bozok” olarak Atatürk tarafından verildi.

 

Atatürk`ün Latife hanım ile evlenmesine de o vesile olmuştu, evliliklerin devamındaki sorunlarının çözülmesinde de. Latife Hanım`ın manevi babası gibiydi. Nikah şahitliğini de bizzat Salih Bozok yapmıştı. Atatürk`ün sadece özel hayatında değil, devlet işlerinde de bizzat danıştığı tek isimdi. Bu  durumu iyi bilen İsmet İnönü`de, bir çok kez Salih bey`den yardım istemişti. Hatta 1932`de Atatürk`le İnönü`nün araları açılmış ve Atatürk, İnönü`nün başbakanlığı görevini bırakıp istirahate çekilmesini istemişti. Bunun ardından İnönü, Gazi paşanın kıramayacağı tek isim olan Salih bey`in yanına giderek yardım istemişti. Salih bey, Atatürk`ün öfkesini yatıştırarak ikilinin aralarının düzelmesini sağlamıştı.

 

Atatürk, annesi Zübeyde Hanım`ın vefatını da bizzat Salih bey`den öğrenmiş, çok sevdiği gizli aşkı Fikriye`nin mezarını da. Salih bey`in tüm hayatı artık  Atatürk, Atatürk`ün tüm bilinmezliklerini tek bilen Salih bey olmuştu.

 

Ve o kara 10 Kasım günü yaklaştıkça, Salih bey`de derin derin düşüncelere dalıyordu. Çünkü beklediği son kaçınılmazdı. Hayatını adadığı büyük adamın yokluğunda, kendinin de yaşamayacağını anlamıştı. “ Mustafa Kemal`in yokluğunda, neden yaşayayım ki “ diyecek kadar artık gözünü karartmıştı. Atatürk`ün ölüm anına dek her şeyi defterine not etmeye başlamıştı. Atatürk`le ilgili bugün bilinen her küçük detay, onun aldığı notlardan bilinmektedir.

 

Saat 09:05 `ten sonra, hemen silah sesinin duyulmasının ardından, odada kan revan içinde bulunan Salih bey`e hemen tıbbi müdahale edildi. Sonradan kızının boynunda kolye olarak taşıyacağı mermi çekirdeği, birkaç milim saparak, kalbe ölümcül tahribat yapmadan direk kürek kemiğine saplanmıştı. Atatürk, beraberinde Salih bey`i götürmek istemiyor gibiydi adeta. O dönemin ünlü doktorlarından olan Mim Kemal Öke`nin gayretleri ile acilen ameliyat edildi ve tekrar hayata döndürüldü. Ama artık eskisi gibi değildi.

 

“ Bana ölenle ölünmez diyorlar. Ben ölenle ölmüyorum ki, sadece yaşayamadığım için ölüyorum” diyordu soranlara. İyileşince milletvekili görevine bir müddet devam etti. Sağlık durumundan şikayet ederek Yalova`ya inzivaya çekildi.

 

25 Nisan 1941`de, İstanbul Suadiye`deki köşkte hayata veda etti.

 

Vefat edişinin ardından gazeteler, o gün “ öldü “ diye yazmadılar. “ Salih, Ata`sına kavuştu “ yazdılar.

 

 

Esen Kalın..

 

 

 

 

 

 
 
 
Etiketler: Atatürk, Yozgat, Selanik, Salih, Düzce, Meydan, Gazetesi,
Yorumlar
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Sayfalar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Başakşehir FK
69
0
5
9
20
34
2
Trabzonspor
65
0
5
11
18
34
3
Beşiktaş
62
0
10
5
19
34
4
Sivasspor
60
0
8
9
17
34
5
Alanyaspor
57
0
9
9
16
34
6
Galatasaray
56
0
8
11
15
34
7
Fenerbahçe
53
0
11
8
15
34
8
Gaziantep FK
46
0
10
13
11
34
9
Antalyaspor
45
0
11
12
11
34
10
Kasımpaşa
43
0
15
7
12
34
11
Göztepe
42
0
14
9
11
34
12
Gençlerbirliği
36
0
16
9
9
34
13
Konyaspor
36
0
14
12
8
34
14
Denizlispor
35
0
17
8
9
34
15
Çaykur Rizespor
35
0
19
5
10
34
16
Yeni Malatyaspor
32
0
18
8
8
34
17
Kayserispor
32
0
18
8
8
34
18
MKE Ankaragücü
32
0
16
11
7
34
Arşiv
Haber Yazılımı