Yazı Detayı
30 Mart 2020 - Pazartesi 00:16 Bu yazı 468 kez okundu
 
ÖZBENLİĞİNDE FARKLI OLMAK İSTEMEYEN AMA FARKLI OLAN RUHLAR 1
Şakir Yavuz
sakiryavuz81@gmail.com
 
 

               Tarih 7 Temmuz 1961. İstanbul`da bunaltıcı bir yaz havası hakimdi. 2,5 ay önce askeri darbe olmuş ve Konsey kararları tavizsiz bir şeklide uygulamaya konulmuşken, sokaktaki halkın üzerindeki siyasi gerginlik iyiden iyiye hissediliyordu. Tamda bu gerginlik ortamında, Çemberlitaş`ta, Buğday bankasının önüne, koyu yeşil tonda, yelkenli tip 59 model İmpala Chevrolet marka bir araç, usulca park etti. Araç çalışır vaziyette iken araçtan, uzun boylu, esmer tenli, siyah gözlüklü, o dönemlerin modası olan Duglas bıyıklı, takım elbiseli, aşırı karizmatik görünüşlü janti bir adam indi. Bu esrarengiz ve yakışıklı adam koşar adımlarla banka şubesinden içeri girdi, cebinden çıkardığı sten marka silahını bankadakilere doğrultarak, davudi bir ses tonuyla bağırdı. “ Kıpırdamayın…!! İki eli havaya kalkmış ve tir titreyen veznedara torbayı fırlatarak  “ doldur..!! “ diye tekrar haykırdı.

                Ve efsane başlıyordu…

                Adı Necdet Elmas`tı. 8 Temmuzda gazeteler bu sıradışı olayı hemen tam manşet yaparak yayınladılar. Taksim, Sirkeci garı ve Kadıköy meydanlarında gazete satan ergen çocuklar, heyecanlı heyecanlı soygunu haykırıyorlardı. Amerikan soygun filmlerinin revaçta olduğu bir ortamda, yönetmensiz, kamerasız ve senaryosuz bir film çekiliyor gibiydi adeta. Darbeyi yapan konseye haber acilen ulaşmış, ve memlekete sulh getirildiğini övünerek haykıran konsey üyelerinin karizması fena halde çizilmişti.

                İlk soygundan yaklaşık 40 gün sonra, Tarih 18 Ağustos 1961, yer Kazlıçeşme. Bu defa İş bankasının önüne, yine yelkenli tip 59 model impala, bu defa simsiyah renkte Chevrolet marka araç usulca park etti. Araç çalışır vaziyette iken bu janti adam araçtan yine hızlıca indi. Bu defa kafasına geçirdiği kadın çorabıyla tam bir haydut görünümlü idi. Ama yine jilet gibi takım elbiseli ve karizmatikti. Bankaya koşar adımlarla girerek yine davudi bir ses tonuyla bağırdı. “ Kıpırdamayın…!! Bu defa hasılat müthişti ve torbasına aldığı 185 bin 850 lira ile bankadan hızlıca uzaklaştı.

                İkinci soygun, ülkede adeta bir deprem etkisi yaratmıştı. Darbe sonrası durgunluk olan kamuoyu birden canlanmış ve coşmuştu. Memlekette herkes, gündemde aşırı yer tutan Yassıada yargılamaları haberlerinden artık iyiden iyiye sıkılmış ki, duyan bilen herkes bu olayı konuşur olmuştu.  Çok geçmeden soyguncunun kimliği de belli olmuştu. Orgeneral Cemal Gürsel bu kez Cumhurbaşkanı olarak 'gangster' olayına el koyuyordu. Sıkıyönetime, yüzlerce asker ve polisin seferber edilmesine rağmen 'gangster' bir türlü yakalanamıyordu. 'gangster'li haberler manşetlerden bir türlü inmiyordu. Ülkede barış ve istikrarı sağlamak için yönetime el koyanlar aşırı endişeliydi. Cemal Gürsel bu durumdan çok fazla gerildiğinden, "eğer hürriyetler suistimal edilirse yeni bir ihtilal olabilir" diyordu. Gürsel'in bu sözlerine basın geniş yer veriyordu. Çünkü 'gangster' ikinci soygununu gerçekleştirdiği bankada, soygun anında elindeki dört yüz elli lirasını bankaya yatırmak için sıra bekleyen müşteriye "sen ne iş yaparsın" diye sormuş o da "işçiyim" deyince bunun üzerine, "ben işçinin parasını" almam demişti. Bu nedenle 'gangster'in komünist olduğundan şüphelenen Gürsel, bu anlamlı açıklamayı yapmıştı.

                Cumhurbaşkanı Gürsel düğmeye basmıştı. O güne kadar görülmedik bir durumdu; iki keşif uçağı ve bir helikopter desteğiyle sürdürülen operasyonla birlikte geceli gündüzlü tam on iki gün boyunca bir sürek avı yaşandı. İstanbul'da sokak sokak ve ev ev her yer didik didik arandı. Bir 'gangster'i yakalamak içindi tüm bunlar. Merkezi otoriteye göre 'gangster' komünistti ve ne pahasına olursa olsun yakalanmalıydı. Çünkü "ben işçinin parasını almam" demişti bir kere. Ama o ne komünistti ne herhangi bir örgüt mensubu…
Kovalamaca aralıksız tam on iki gün on iki gece sürdü. Yelkenli Chevrolet'i ve peşindeki asker, polis kalabalığı ile İstanbul sokaklarında dolaşan gözü kara, çapkın adam artık bir efsaneydi ve başına 100 bin lira ödül bile konulmuştu.

                 Soygunların getirdiği ses öyle kuvvetliydi ki, bu yakışıklı haydut, memlekette adeta halk kahramanı olarak adından söz ettiriyordu. Bu meçhul gangster, erkeklerin yakışıklı ve hızlı idolü, genç kadınların ise bir gün kendilerini almaya gelecek beyaz atlı prensi gibiydi.              

                Sekiz silindirli İmpala`yı inleterek İstanbul'un arka sokaklarında son hız kaçan Necdet`e polisler bir türlü yetişemiyordu. O dönemdeki polis arabaları en fazla 80 kilometreyi görürken, Necdet`in yelkenli Chevrolet'i 120 kilometre ile tozu dumana katıyordu. İstanbul'un arka sokaklarının neredeyse her dönemecini adı gibi bilen Necdet`in izini sürebilmek için helikopter desteği dahi yetersiz kalıyordu. 26 Ağustos 1961’de Kalamış’ta kıstırılmıştı. Yüzlerce asker ve polis onu kovalıyor, o ise Chevrolet’iyle kaçıyordu. Ama o çemberi yarmanın yolunu bulmuştu. Ertesi gün gazetelerde şu başlık yer aldı; “gangster peşindeki 700 kişilik kuvvete rağmen bindiği otomobili yaktı, çemberi yırttı ve kayboldu. Arama faaliyetlerine devam ediliyor.”

                 12 gün süren ve Amerikan film senaryolarına adeta taş çıkartırcasına devam eden bu kovalamaca, 30 Ağustos 1961 tarihinde nihayet son buldu. Ve yakın tarihimizin en havalı soyguncusu Darıca`daki saklandığı evde yakalandı. Necdet Elmas janti adamdı, müsaade edin çıkmayayım bu şeklide dedi, müsaade ettiler, traş oldu, takım elbisesini giydi, teslim oldu. Kimileri onu ele verenin çapkınlığına dayanamayan bir sevgilisi olduğunu, kimileri de ihbarcının yakın bir dostu olduğunu söylüyordu.

                 Kendisinden 20 yaş küçük 19 yaşındaki Sabahat`la nişanlıydı. Kızın ailesi damat adayını müteahhit zannediyordu, kendini öyle tanıtmıştı. 770 liralık nişan yüzüğü takmıştı. O günkü parayla servetti. Olaylar patlayınca, gazeteciler hızlıca Sabahat`a koştular ve ne düşündüğünü sordular. Sabahat, “gerekirse ömrümün sonuna kadar bekleyeceğim“ diyordu.

                 Necdet Elmas, görülmemiş yöntemlerle çalışan, ikna yeteneği çok iyi, zeki ve yetenekli bir otomobil hırsızıydı. 12 yaşında evden kaçmış, İstanbul üniversitesi hukuk fakültesini ikinci sınıftan terk etmiş, bir süre belediyede memur olarak çalışmıştı. Çaldığı Chevrolet’ler yüzünden 11 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Hapishaneden kaçmış, polisle girdiği çatışmada yakalanmıştı. Sultanahmet cezaevine gönderilmiş, hastaneye sevk almış, hastane dönüşü askeri ikna ederek Emirgan’a rakı içmeye götürmüş, tuvalet penceresinden kaçmıştı. Kaçarken aklında kanserden öldüğünü öğrendiği yedi yaşındaki oğlu vardı. Oğlunu yoksulluktan kaybetmişti. Hapiste karar vermişti, yoksulluğa meydan okuyacaktı. Diğer iki oğlunu Avrupa’da okutacak, zengin olup yoksullara yardım edecekti. Ama hedefleri maalesef hayalden öteye gidemedi. 

                 Yargılama sonrası 20 yıl ceza verildi. Cezaevinde iken Kütüphane ve havuz yapımı işlerine öncülük etti ve devam eden günlerde iyi halden 7 gün çarşı izni bile aldı. 1974 yılında genel aftan yararlanarak tahliye oldu. Tahliye olduktan sonra Beşiktaş Belediyesinin kendisine tahsis ettiği büfeyi yıllarca işletti. Büfe işlettiği zamanlarda, kendini hayır işlerine verdi. Etrafında çok iyi bir insan olarak bilinirdi. 3 evlilik yaptı, 4 çocuğu oldu ve İkisi hala yaşıyor. Hiçbir yayın kuruluşuna röportaj vermedi. 15 Ocak 2017 tarihinde vefat etti.

                Mahkemelerinde avukat istemediğini ve kendi savunmasını kendisi yapmak istediğini belirtmiş ve kendi beyanlarından biri olan şu ilginç ve naif savunmayı mahkeme kayıtlarına geçirtmiştir.

             "Duruşmalar sırasında mahkemenizi incitecek bir şey söyledimse bunu haleti ruhiyeme atfetmenizi rica ederim. Suçta bir kasıt aranırsa benim bu suçta bir kastım yok. Suç bir kir, ceza ise bir banyodur. Ben bu banyoda yıkanacağım. Banyonun dozu fazla kaçırılırsa bu banyo fayda değil zarar tevlit eder. İleride bir kitap yazıp durumu efkarı umumiye arzedeceğim. Müdafalar tali derecede kalır. Esas müdafanın vicdanlarınızda yapılmasını istiyorum. Adalet önünde boynum kıldan incedir."

 

Esen Kalın…

 
 
 
Etiketler: ÖZBENLİĞİNDE, FARKLI, OLMAK, İSTEMEYEN, AMA, FARKLI, OLAN, RUHLAR, , , 1,
Yorumlar
Yazarlar
En Çok Okunanlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Sayfalar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Beşiktaş
60
0
5
3
19
27
2
Galatasaray
58
0
6
4
18
28
3
Fenerbahçe
55
0
6
4
17
27
4
Trabzonspor
51
0
6
6
15
27
5
Hatayspor
46
0
8
7
13
28
6
Gaziantep FK
43
0
7
10
11
28
7
Alanyaspor
43
0
8
7
12
27
8
Fatih Karagümrük
41
0
9
8
11
28
9
Göztepe
36
0
9
9
9
27
10
Antalyaspor
35
0
6
14
7
27
11
Sivasspor
34
0
7
13
7
27
12
Konyaspor
32
0
10
8
8
26
13
Yeni Malatyaspor
31
0
11
10
7
28
14
Kayserispor
31
0
12
7
8
27
15
Kasımpaşa
29
0
14
5
8
27
16
Başakşehir FK
29
0
13
8
7
28
17
Çaykur Rizespor
28
0
11
10
6
27
18
MKE Ankaragücü
26
0
15
5
7
27
19
BB Erzurumspor
26
0
13
8
6
27
20
Denizlispor
24
0
15
6
6
27
21
Gençlerbirliği
21
0
16
6
5
27
Arşiv
Haber Yazılımı